Bazen birine öfkeleniriz ama gülümsemeyi seçeriz.
Bazen üzülürüz ama “önemli değil” deriz.
Bazen de birine kızarız ama asıl kırgınlığımızı kendimize yöneltiriz.
İşte tüm bu tepkiler, egonun bizi koruma çabasıdır.
Psikanaliz buna savunma mekanizmaları der — ruhun görünmez
kalkanları.
1. Bastırma
Bilinçdışının en temel savunması.
Kişi, kabul edemediği dürtüyü ya da travmatik anıyı bilinçten uzaklaştırır.
Küçük bir çocuk kardeşini kıskanır, zarar vermek ister ama bunu unutmaya
“zorlar.”
Büyüdüğünde bu dürtüler bastırılmış olarak kalır — ama şekil değiştirip başka
yerden sızabilir.
2. Bölme
Çocuk, bakımverenin hem sevgi hem öfke gösterebileceğini kavrayamaz.
Anne bazen sıcak, bazen sabırsızdır.
Çocuk bunu “annem iyi” ve “annem kötü” diye ikiye ayırarak anlamlandırır.
Zamanla “iyi” ve “kötü” birleşir; kişi bütünlük hissi kazanır.
Ama bölme kalıcıysa, kişi insanları ya tamamen iyi ya da tamamen kötü görür.
(Bu, borderline yapılarda sık görülür.)
3. İdealizasyon &
Devalüasyon
İdealizasyon: Birini kusursuz görmek, ona taparcasına bağlanmak.
Devalüasyon: Aynı kişiyi bir anda değersizleştirmek.
Borderline ve narsistik kişiliklerde sık görülür; çünkü kişi kendi içsel değer
duygusunu dışarıya yansıtır.
Her “aşırı iyi” algının gölgesinde bir “yıkıcı hayal kırıklığı” vardır.
4. Yer Değiştirme
Korku ya da öfke, asıl kişiye yöneltilemezse daha güvenli bir hedefe
taşınır.
Babasına öfkelenen çocuk, karanlıktan veya köpekten korkmaya başlar.
Asıl tehdit, sembolik bir biçim alır.
5. Kendine Yöneltme
Anneye kızamaz, babaya karşı koyamaz; ama içindeki öfke bir yere gitmelidir.
Bu sefer kişi kendine yönelir.
Kendine zarar vermek ya da aşırı suçluluk hissetmek, bastırılmış öfkenin
dönüştürülmüş hâlidir.
6. Yansıtma
Kabul edemediğimiz dürtüyü başkalarına yükleriz.
“Ben aldatmam ama o kesin aldatıyordur.”
Homofobik tutumlar da bazen bilinçdışı eşcinsel yönelim korkusundan doğar.
Yansıtma, “bende yok, onda var” diyen bir egonun kendini koruma yoludur.
7. Yansıtmalı Özdeşim
Yansıtma ve özdeşim birlikte işler.
Kişi, kendi kötü yanını ötekine atar ve sonra ondan gelen tepkilerle bu duyguyu
doğrular.
Borderline yapılarda sık görülür; ilişkiler bir anda fırtınaya dönüşür, sonra
hiçbir şey olmamış gibi devam eder.
8. Tersine Döndürme
Kişi, kabul edemediği dürtünün tersine davranarak kendini savunur.
Cinselliğe karşı aşırı dindar olmak, öfkeyi bastırıp aşırı sakin görünmek gibi.
Aslında içteki yasak dürtü, “fazla iyi” bir maskeyle gizlenmiştir.
9. İzolasyon (Yalıtma)
Kişi olayın duygusunu koparıp sadece bilgisini tutar.
“Annemin öldüğü gün gayet sakindim.” der, ama o acıya hiç temas etmez.
Bilgi vardır, duygu yoktur.
Ego zayıfsa, acıyı taşımak yerine onu “dondurur.”
10. Rasyonalizasyon
(Aklileştirme)
Yaptığı bir davranışa mantıklı gerekçeler bulmak.
Küçük bir çocuk annesine yakınlık ister ama “çünkü üşüdüm” der.
Aslında duygusal bir ihtiyaç vardır, ama akıl onu süzgeçten geçirir.
11. Disosiyasyon (Dağılma)
Gerçeklik dayanılmaz olduğunda zihin “gitmeyi” seçer.
Kişi oradadır ama değildir.
Zaman kaybı, yabancılaşma, iki farklı kimlik hissi...
Bazı insanlar gündüz ibadet eder, gece bastırılmış dürtülerini yaşar — iki ayrı
benlik gibi.
Savunma mekanizmaları zayıflığın değil, hayatta kalmanın
işaretleridir.
Zihin bazen gerçeklerle baş edebilmek için böyle yollar bulur.
Ama bu savunmalar fark edildiğinde, kişi artık sadece hayatta kalmaz — kendini
anlamaya başlar.